UŞAK YÖRESİNDE EVLİLİKLE İLGİLİRİTÜEL VE BÜYÜSEL İÇERİKLİ PRATİKLER  Ritual and Magic-Based Practices about Marriage in Usak Region

May 17, 2017 | Penulis: Derya Özcan | Kategori: N/A
Share Embed


Deskripsi

Tarih Okulu Dergisi (TOD) Aralık 2016 Yıl 9, Sayı XXVIII, ss. 259-272.

Journal of History School (JOHS) December 2016 Year 9, Issue XXVIII, pp. 259-272.

DOI No: http://dx.doi.org/10.14225/Joh1014

UŞAK YÖRESİNDE EVLİLİKLE İLGİLİRİTÜEL VE BÜYÜSEL İÇERİKLİ PRATİKLER

Derya ÖZCAN

Özet Evlilik, her kültürel yapı içinde birçok ritüel ile kutsanan, bağlı bulunduğu kültüre göre belli kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirilen zengin örnekler içermektedir. Evlilik öncesinde, evlilik töreni esnasında ve evlilik sonrasında uygulanan ritüel ve büyüsel içerikli çok sayıda âdet, işlem ve uygulama vardır. Bunlar evlenecek kişinin eş adayı bulması, kız isteme, söz, nişan törenlerinde yapılan işlemler, kına ve düğünde yapılan işlemler, düğün sonrası yapılan işlemler gibi ana başlıklarda toplanabilir. Türk kültüründe de evlilik törenleri beraberinde birçok uygulama getirmiş, genelde dinsel (ritüel) ve büyüsel nitelik taşıyan bu uygulamalar olumsuzluklardan uzaklaşma ve korunma; olumlu ve iyi olanı arzulama düşünceleri ile paralellik göstermiştir. Bu noktada çalışmanın amacı Uşak ili Merkez ilçede yapılan alan çalışmasında elde edilen verilerden yola çıkarak Uşak ilinin evlenme âdetleri içinde yer alan ritüel ve büyüsel içerikli işlemleri tespit etmek ve bir değerlendirme yapmaktır. Anahtar Sözcükler: Uşak, evlilik, ritüel

Ritual and Magic-Based Practices about Marriage in Usak Region Abstract The marriage consists of fertile practices which is implemented with a series of rules that is connected to its culture and blessed with various rites in every culture’s own structure. There are so many ritual and magic-based traditions, processes and activities on prenuptial, nuptial, and post nuptial practices. These practices can be 

Bu çalışma,25-27 Mart 2016 tarihinde Edirne’de, Motif Vakfı ve Trakya Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen “Halk Kültüründe Aile Uluslararası Sempozyumu”nda bildiri olarak sunulan metnin düzenlenmiş ve genişletilmiş şeklidir.  Yrd. Doç. Dr., Uşak Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

Derya Özcan gathered under the titles as finding the candidate to marry, asking for the girl’s hand, plight, engagement process, henna night and wedding process and post nuptial process. In Turkish culture marriages come with lots of practices, too and these religious(ritual) and magic-based practices draw a correspondence to ideas of secessing and guarding self from negativeness, and being in the desire of well-being and positivity. At this point of view, the purpose of this study is to determine and evaluate the ritual and magic-based practices of marriage traditions of Usak from the data which is acquired via the field work from the centrum of Usak. Key Words: Usak, marriage, ritual

İnsanlığın ilkel dönemlerinden itibaren evlilik ve buna bağlı olarak gelin-güvey alışverişi toplulukların kültürel ve ekonomik anlamda işbirliği içinde olmasına sağlamıştır. İnsan yaşamında doğum, evlenme ve ölüm olmak üzere önemli üç geçiş dönemi vardır. Bu dönemlerin her biri ile ilgili sayısız inanç ve uygulama yer alır ki bunlar geleneksel kültürün temellerini oluşturur. Özellikle doğum ve evlenme ile ilgili birçok uygulama aile yapısı etrafında şekillenmektedir. Ailenin kurulması, kutsanması ve devamlılığı noktasında çok önemli sayılan bu dönemlerle ilgili kutsama, iyileştirme, koruma amaçlı yapılan birçok pratik vardır. Bu pratikler bazen sadece bir ritüelin gerçekleştirilmesi veya iyi dileklerde bulunulması olurken bazen de birtakım büyüsel uygulamalara başvurulduğu görülmektedir. Çalışmada Uşak ili merkez ilçeye bağlı köylerde devam ettirilen alan çalışması neticesinde elde edilen verilerden yararlanılmıştır. Devam eden yüksek lisans çalışmaları projelendirilmiş ardından proje kapsamında otuz adet köyde alan çalışması yapılmış ve bunlardan öne çıkan belli örnekler çalışmaya dâhil edilmiştir. Uşak ilinin evlenme âdetleri içinde yer alan ritüel ve büyü içerikli işlemleri tespit etmek ve bir değerlendirme yapmak çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Folklor ürünleri, geleneğe bağlı olarak yaşarlar; gelenekler de folklor ürünlerinin belli bir şekil içinde devam etmesini sağlar. Gelenekler ihtiyaçlara bağlı olarak değişirler; ama ait oldukları toplumun üyeleriyle uyum içinde sürekli var olmaya da devam ederler.(Çobanoğlu 1999:7)Türk toplum yapısı içinde geleneklerin en açık şekilde uygulandığı alanlardan birisi de evlilik törenleridir. Evlilik törenleri, toplumun temelini meydana getiren aile kurumu etrafında şekillenen, beklentileri ve uygulamaları aile kurumunu destekleyecek nitelikte olan ritüellerden oluşmaktadır. Ailenin toplumsal kurumlar içinde [260]

Uşak Yöresinde Evlilikle İlgili Ritüel ve Büyüsel İçerikli Pratikler

birinci sırada yer alması; ailenin yaşamsal niteliğinden kaynaklanmaktadır. Ailenin görevleri arasında insan türünün üremesini, soyunu sürdürmesini sağlamak; çocuğun doğumu, bakımı ve toplumsallaşmasında rol oynamak yer almaktadır. (Gökçe 1996: 105)Her sosyo-kültürel yapıda kadın-erkek ilişkilerini düzenleyen, doğacak çocuğun bakımından sorumlu olan bir aile kurumunun varlığından söz edilebilir. Kültür taşıyıcılığı noktasında da aile kurumunun büyük sorumluluğu vardır. (Güvenç 1996: 106) Toplumsal açıdan tartışmasız önemli kabul edilen ailenin oluşumunda bu birleşme ile ilgili dilekler ve beklentiler evlilik törenlerinde karşılaşılacak birtakım pratiklerin de kaynağını oluşturmaktadır. Her toplumun aile yapısı farklı özellikler göstermektedir. Türkiye’de aile yapısı ve ilişkilerinin ataerkil düzeyde olduğu araştırmalarla kanıtlanmış ve bireylerin sosyalleşme sürecinde geçirdikleri yaşantıların önemi ortaya koyularak (Baran 2005:39) aile kurumunun önemine vurgu yapılmıştır. Ailenin bir kurum olarak ortaya çıkışı ile ilgili antropolojik veriler, toplumsal değişim sürecinin bir aşamasında, yaklaşık 12 bin yıl önce Paleolitik çağdan Neolitik çağa geçiş dönemlerinde ailenin kurumsallaştığını göstermektedir. (Yolcu 2014: 148) Evlenme, geçiş törenleri içinde hem yapısının karmaşıklığı hem de içerdiği ayrıntılardaki zengin çeşitlenmeler bakımından ilginç olduğu kadar zor bir gelenektir. Bir yandan iki gencin yaşamlarını birleştirmesi açısından bireysel, bir yandan da yeni bir akrabalık bağı kurulması yönüyle de toplumsal yanı vardır. (Boratav 2013:190-191) Bir başlangıç olması nedeniyle bayram havasında kutlanırken, aileden ve eski yaşamdan ayrılmanın da bir ağıt havasında ele alındığı görülür. Evlenme; düğün öncesi, düğün ve düğün sonrası olmak üzere üç temel tören dizisi şeklinde incelenebilir. Düğün öncesi âdetler: görücülük, dünürcülük, kız isteme; söz kesimi, şerbet, nişan; düğün okuntusu; çeyizin gitmesi ve çeyiz serme; gelin hamamı şeklinde sıralanabilir. Düğün: kına geceleri; gelin göçürme; nikâh; gerdek; gerdek ertesi olmak üzere beş başlıkta toplanabilir.(Boratav 2013:196) Düğün sonrası ise gelinlik ve güveylik töreleri sıralanabilir. Evlenme binlerce yıldır insan yaşamındaki en önemli adımlardan biri olduğu için özellikle toplumumuzda evliliğin her aşaması ile ilgili bir tören yapıldığı görülmektedir. Geçiş dönemlerinde yapılan birçok pratik söz konusu geçişleri bağlı bulundukları kültürün beklentilerine uygun biçimde yönetirken amaç kişilerin bu geçiş dönemlerindeki yeni durumlarını belirlemektir. Ayrıca yaygın inanca göre insanların bu dönemlerde hem güçsüz hem de zararlı etkilere açık

[261]

Derya Özcan

olduklarına inanıldığından yapılan işlemlerde kutlama ve kutsamanın yanı sıra bu zararlı etkilerden koruma da esastır. (Örnek 2000:131)Bu aşamada yapılan pratikler büyüsel niteliktedir. İyi veya kötü bir sonuç almak için tabiat öğelerini, yasalarını etkilemek ve olayların olağan düzenlerini değiştirmek için girişilen işlemlerin hepsine büyü denir. Halk dilinde büyü, kötü büyü ve olumlu büyü şeklinde iki temel grupta ve dar bir alandaki işlemler için kullanılmaktadır. Kötü büyü; bazıları büyücü bazıları kötülüğe niyetli olan kişiler tarafından kötü niyeti bile bile yapılan işlemlerdir. Bunu yapanlar hoş karşılanmaz. Dil bağlamak, uyku bağlamak gibi bu kötü büyülerden biri de çalışmamızla ilgili olarak erkekliği bağlamak için yapılan büyüdür ki çok yaygın olan bu işlemde gerdek gecesi damadın erkeklik görevini yapamaması amaçlanır. Olumlu büyüler (muhabbet tılsımı) ise hem büyüyü yapanın hem de büyüden etkilenenin hayrına sonuçlanan işlemlerden oluşmaktadır. Karısına, çocuklarına sert davranan babayı yumuşatmak için, kaybolmuş eşyayı bulmak için, bir kişide sevgi uyandırmak için yapılan büyüler bu gruba girmektedir. (Boratav 2013: 122-123) Ancak bu dar alan dışında da özellikle geçiş dönemi âdetleri içinde yapılan birçok işlem “büyüsel” bir içerik taşımaktadır. Evlilikle ilgili olarak kısmet açmaktan düğün sonrasına kadar pek çok âdet aşamalar halinde uygulanırken kimisi gelinle damadın mutluluğuna yönelik iyi dilekleri içerirken kimisi de büyü alanına giren pratiklerdir. (Örnek 2000:202) Düğünde bir hayvanın kurban edilmesi, erkeğin evinin eşiğine kurban kanı akıtılması gibi ritüeller dinsel veya büyüsel örneklerdir. Bunların yanı sıra ziyafetler, hediyeleşmeler yani gelinle damadın birbirlerine ve ailelerin gelinle damada ve birbirlerine hediyeler vermeleri kötü cinlerin etkilerini gidermek veya yeni ailenin mutluluğunu sağlamak için yapılan büyüsel işlemlerdir. (Gökalp 2015:312-313) Yıkanma veya su serpme ile ilgili pratikler de gelinde var olan ve onu erkekle birleşmeden men eden tabuları yok etmek içindir. Kurban, ziyafet ve hediyeleşme ise önemli sözleşmelere eşlik eden dinî şartlardır. İlkel topluluklarda her birleşme ve sözleşme mutlaka bir hayvanın kanı dökülerek veya ortak bir ziyafetle yapılmaktadır. Kurban, bir topluluğun kendi toteminin yenilenmesiyle ortaya çıkmaktadır(Gökalp 2015:313) bilgisinden hareketle karşılıklı hediyeler vermek de kurbanın bir kalıntısı olarak kabul edilmektedir. Kurbanın bir türü olan kansız kurban içinde yer alan saçı, olağanüstü güçlere sahip olduğuna inanılan iye ve ruhlara sunulan ve onlar adına onların rızasını ve yardımını kazanmak için dağıtılan cansız nesnelere verilen isimdir. (Bekki 1996: 16-28) Özellikle düğün

[262]

Uşak Yöresinde Evlilikle İlgili Ritüel ve Büyüsel İçerikli Pratikler

törenlerinde gelin ile damadın başından belli nesnelerin atılması saçı adını verdiğimiz bu kurbanların en güzel örneğidir. O halde evlilik törenleri etrafında ortaya çıkan pratikler aslında dinsel ya da büyüsel bir nitelik taşımaktadır. Türkiye’de özellikle köylerde halen devam etmekte olan evlilik âdetleri içinde de bu tip pratikler yer almaktadır. Uşak’ta düğünler özellikle köylerde üç gün sürmektedir. Cuma, cumartesi, pazar üç gün düğün olur. Cuma yemek yapılır, çıra götürülür. Cumartesi kına yakılır. (K.K.9)Pazar gelin alma olur. Görücü usulü evlenilir. Kız kaçırma da sık sık görülen evlenme biçimlerindendir. Eski düğünlerde kadın erkek ayrı oturur, oynanmaz. (K.K.12) Gelinlik kırmızı olur, bindallı gibi. Gelini başına tüy takılır, yeşil, mavi, sarı, kırmızı olur. Altına kırmızı örtü takılır. (K.K.12) Düğün Öncesi: Düğün öncesi dönemde; kısmet açma, kız isteme, söz, nişan ve kına adetleri yer almaktadır. Anadolu’da evlilik çağına gelen ve evlenmeyen kızların kısmetinin kapalı olduğuna inanılır ve kısmet açmak için birtakım büyüsel pratikler yapılır. Uşak yöresinde kızın kısmeti açılsın diye çoğunlukla dua okunduğu görülmüştür. Belli sureler, belli miktarlarda okunarak dinsel bir işlem yapılır. Yapılan görüşmelerde dua okunurken bir yandan da bir şey yedirmek, içirmek; başında asma kilit açmak, düğümlenmiş ipin düğümlerini çözdürmek gibi işlemler yapıldığı bilgisine de ulaşılmıştır. Ancak kaynak kişiler özellikle “kilit açma”, “ipin düğümünü çözme” gibi işlemleri kendilerinin bilmediklerini ve uygulamadıklarını belirtmişlerdir. Özellikle kilit açma tam bir büyü olarak görülmekte ve kaynak kişiler bu konu hakkında konuşmaya bile çekinmektedirler. Bir şey yiyip içmek veya türbe ziyareti büyülük bir işlem gibi görülmemekte, daha masum bulunmaktadır. Söz gelimi Merkez Derbent köyünde kız tekkeye götürülür. Tekkeye giderken de bir ibrik su götürür, genç kız giderken suyu döke döke gider. Tekkeye varana dek suyu bitirir. (K.K.1) Tekkede ip, çaput bağlar; tekkenin etrafında üç defa dönüp “Allah’ım bana koca ver.” diye dua eder. Tekkede namaz kılıp dua okuduktan sonra arkasına hiç bakmadan geri dönmelidir. (K.K.5)Kızın tekkeye götürülmesi dinsel kaynaklı bir pratiktir. Bu bilginin alındığı köyde köy halkının tekke adını verdiği bir mekân bulunmaktadır; evliya türbesi değildir, eski yıllarda tekke olarak kullanılan boş bir mekândır. Kısmet açma veya çocuk sahibi olma amaçlı sık ziyaret edilir. Yine kızın nasibi açılsın diye nişanlanan kızın kurdelesinden bir parça kesilip verilir, yutturulur.(K.K.12)

[263]

Derya Özcan

Kurdele yutturmak büyüsel bir işlem olarak görülmez, kutsama gibi görülmektedir. Kızın nasibi açılsın diye hocaya gidip kitap açtırmak (halk arasında yıldız name adı verilen kitap) da bir çözüm olarak görülür.(K.K.6) Evlenme, bağlı bulunduğu kültürün temel dinamiklerine göre belli kural ve kalıplar etrafında şekillenen bir yapıdadır. Kültürlere göre evlenme biçimleri de değişkenlik göstermektedir. Türkiye’de özellikle büyük kentlerde tanışıp evlenme yaygınken geleneğin ağır bastığı bölgelerde görücü usulü evlenme, kız kaçırma, beşik kertme ve berdel sık karşılaşılan evlenme biçimleridir. Uşak yöresinde, tanışıp anlaşarak evlenme olduğu kadar görücü usulü evlenme de sık karşılaşılan evlenme biçimidir. Görücü usulü evliliklerde kızı görmeye dünürler gelir. Aşağıkaracahisar köyünde eğer kıza bakmaya gelen dünürcü beğenilmediyse, kız evinin kızı vermeye niyeti yoksa dünürcülere kahve pişirilmez.(K.K.9)Kız kaçırma da alan çalışması yapılan köylerin tümünde halen çok yaygın olarak görülen bir evlenme biçimidir. Genellikle iki gencin de rızasının olduğu ama ailelerin evlenmelerine razı olmadığı durumlarda erkeğin kızı kaçırması suretiyle evlilik gerçekleşir. Kızın sözlenmesi ve nişanlanmasına Uşak yöresinde “şerbet” adı verilir. Bakır kazanda şekerle su kaynatılıp içine kırmızı gül suyu eklenerek bir şerbet hazırlanır, şerbet kızın verildiği anlamına gelir. Gece komşular gezilip söz/nişan şerbeti dağıtılır, şerbeti içen bardağın içine para atar. (K.K.11) Bazı köylerde küçük şerbet, büyük şerbet şeklinde söz ve nişanın ayrıldığı görülmektedir. Düğün öncesi uygulamalar içinde âdetlerin en çok ön plana çıktığı tören kına geceleridir. Kına gecesi düğünden bir gün önce genelde kız evinde geline kına yakılmasıdır. Kınanın yakılmasından yıkanmasına kadar birçok adımda törensel uygulamalara rastlanmaktadır. Söz gelimi Ovacık köyünde her evden kına getirilir gelinin evine; kına günü dayanışma içinher evden birer eşek yükü odun/çıra götürülür ve ilk götüren peşkir alır. (K.K.7)Çamyuva köyünde kına kızın eline, ayağına ve saçına yakılabilir; saçın tümüne olmasa da bir tutamına yakılır. Kına yakılırken kızın avucuna para konur, eskiden yokluk nedeniyle gümüş para günümüzde ise altın konduğu görülmektedir. Kınayı yıkamaya çeşmeye gidilince avucundaki para çeşmenin harına atılır, oradan birisi alır.(K.K.8)Kına yakma işlemini herkes yapamamaktadır. Gelini kutsama adımlarının en temellerinden olan kına yakma işleminde kınayı yakan ile gelin arasında bir bağ olacağına inanılmaktadır. Aşağıkaracahisar’ da gelinin kınasını kızın bekâr arkadaşları yakabilir. En yakın arkadaşı sağdıcı olur ve

[264]

Uşak Yöresinde Evlilikle İlgili Ritüel ve Büyüsel İçerikli Pratikler

sağdıç yakabilir. Bazı köylerde ise kızın sağ eline bekâr bir kız (sağdıcı), sol eline de mutlu evliliği olan bir kadın kına yakar. (K.K.9) Bekişli’de ise kınayı özellikle evli, çocuklu, mutlu, yüzü gülen, kaderi güzel bir kadın yakar.(K.K.13) Kınanın kız evinde yakılması uygundur. Erkekler kına günü çıra ile ateş yakarlar. Mani atarlar, damat ateşin üstünden atlar, ateşin etrafında dönerek oynanır. Seyirlik oyunlar oynanır.(K.K.9) en sık rastlanan seyirlik oyun kılık değiştirmedir. Gelinin arkadaşlarından bir kıza erkek kıyafeti giydirilir, kız evinde oyun oynanır. Damadın arkadaşlarından bir erkeğe de kız giysisi giydirilir, bazen de ayı postu giydirilir. Farklı kılığa giren kız ve erkek oynatılır.(K.K.9) Gelinin başına ırakçın denilen fes giydirilir, tepelik ve cıngıl takılır. Alnına mutlaka ayna takılır. (K.K.9) Gelin giysilerinde başlığa ayna takılması âdetiyle Anadolu’da birçok yerde karşılaşıldığı bilinmektedir. Kına gecesinden sonra gelin “el yıkamaya” götürülür. Gelinin kınası köyün konumuna göre göl, akarsu veya köy çeşmesinde yıkanır. Köy alayı kına yıkamaya gitmeden önce iki kişi kınanın yıkanacağı göle/suya/çeşmeye gider; ayna, tarak veya bıçak saklar. Gelin ve damat suyun içine girip ararlar; ayna bulurlarsa kız, tarak/bıçak bulurlarsa erkek çocukları olacağına inanılır. Bazı yerlerde de önde erkekler arkada kızlar olur. Bir su kenarına gelinir. Oradaki çamurun içine tarak ve bıçak saklanır, gelin tarak bulursa kızı, bıçak bulursa oğlu olacağına inanılır.(K.K.11) Köydeki imkânlara göre bazen birden fazla çeşme gezildiği-genellikle 7 çeşme gezilir - de görülmektedir. Kına gecesinde damadın da serçe ve başparmaklarına kına yakılabilir(K.K.8),(K.K.1). Düğün Esnası: Düğün merasimi, evlilik törenlerinin en önemlisidir. Evlilik kurumu nikâh sözleşmesiyle sağlansa da düğün yapma geleneği evliliğin vazgeçilmezleri arasındadır. Düğün günü gelinin baba evinden çıkarılmasından kendi evine girmesine kadar birçok törensel uygulama göze çarpar. Damadın evinde yemek verilir ve davetliler orada ağırlanır. Gelin yemeğinin yapılması ve yenilmesi işbirliği ile olmaktadır. Uşak yöresinde gelinin çeyizindeki giysileri kızın bekâr arkadaşları giyer; altınlarını sağdıcı takınır. Bu kızlar oğlan evine giderler. Giderken birer testi su götürürler. Toplam 10/15 testi su olur. Düğün yemeklerine bu sulardan konulur. (K.K.10)Düğün âdetlerinde pek çok işlem gelin için yapılsa da damatla ilgili örneklere de rastlanılmaktadır. Ovacık köyünde düğün günü damadın gömlek, ceket gibi birkaç giysisi köyün meydanında hoca tarafından dua okunarak

[265]

Derya Özcan

giydirilir.(K.K.7) Damadın sağdıçları olur, ona yardım ederler. Düğün günü oynarken damat cebine koyulan buğdayları saçar.(K.K.7) Bu işlemin bereket için olduğu belirtilmektedir. Gelinin baba evinden çıkması, eski yaşamın bitişi ve yeni yaşamın başlangıcını simgeleyen sembolik bir andır. Erkek ve kızın ortak yeni yaşamlarına başlamaları ve yeni yaşamın kutsanması bu esnadaki âdetlerin çıkış noktasıdır. Kurulacak aile ocağının kutsanması; uğur, bereket, sağlık gibi iyi dileklerde bulunma, kötü huylardan arınma, iyi huylarla bezenme amaçlı çeşitli pratikler her bölgede farklı detaylarla uygulanmaktadır. Uşak yöresindegelin baba evinden çıkarken başına şeker, para ve buğday atılır; şekerin tatlılık, paranın bolluk, buğdayın bereket anlamına geldiğine inanılır. (K.K.11)Derbent’te gelinin ayakkabısını babası giydirir, kırmızı kuşağını bağlar. (K.K.1) Babası gittiği yerde eli bol olsun, kimseye muhtaç olmasın diye gelinin sağ ayakkabısının içine para koyar. (K.K.13)Gelinin baba evinde son giydiği giysisi haşhaş ezilen taşın altına konur. Kötü huylarının o giysilerle birlikte taşın altında kalacağına inanılır.(K.K.2) Giysiler, bu taşın altında bir gün kaldıktan sonra yakılır. (K.K.5) Eski yaşama ve aileye veda niteliğindeki bu simgesel işlemlerin her biri geline yönelik pratiklerdir. Gelinin baba evinden alınması “gelin alma, gelin göçürme” adlarıyla bilinir. Gelinin evden çıkması, evin eşiğinden geçmesi eski ve yeni yaşam arasındaki sınırdır. Derbent’te erkek tarafı gelini almaya giderler, atla almaya gidilirse atın üstüne binenler zar denilen giysiyi giyer. Gelen kadınların başında “kına yengesi” olur. (K.K.11) Atın üstüne kırmızı namazlık atılır, kız namazlığın üstüne oturur. (K.K.6),(K.K.9) Gelin at ile evden alındığında mezarlığın etrafında bir kez döndürülür. Yakın dönemde yapılan düğünlerde at yerini otomobile bıraktığından araba ile caminin etrafında dönülür. Gediz çayının üstündeki köprüden geçirilir. (K.K.1) Köyün etrafında bir kez dolaşılır, camiden geçerken durup dua edilir.(K.K.11) Gelin at ile üç kez mezarlığın üç kez caminin etrafında döner. (K.K.6) Gelin yoldan geçerken yeni bebekler gelinin kucağına verilir, bir yandan verilir bir yandan alınır. Çocuğa kırk basmasın diye yapılır, çocuğa kırk basarsa çocuk cüce kalacağına inanılır. O nedenle küçük çocuğu olan gelinin kucağına verir. (K.K.11) Gelin attan/arabadan inmeden kucağına çocuk verilir, çocuk arabanın içinde gelinle damadın kucağına bir kapıdan verilir, diğerinden alınıp arabanın üstünden-dairesel bir hareketle- geçirilir. Üç kez bu işlem yapılır. Arabanın üstünden geçirilmese bile bir kapıdan verilip

[266]

Uşak Yöresinde Evlilikle İlgili Ritüel ve Büyüsel İçerikli Pratikler

diğer kapıdan alınır. (K.K.2)Bu uygulama hem gelinin çocuk sahibi olmasına yönelik bir beklentiyi vurgular hem de küçük çocukla ilgili bir tabu ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Gelinin attan veya arabadan inmesi de bir tören gerektirir. Uşak yöresinde arabadan inerken gelinin iki koltuğunun altına birer somun ekmek verilir, eli açık olsun, gelene gidene ekmek versin diye. (K.K.9)Düğün için kesilen koyunun postu yere serilir. Gelin sağ taraftan, sağ ayağı ile postun üzerine basarak attan veya arabadan iner.(K.K.9) Attan inince sacın üstüne iner. Bir eline su bir eline oklava verilir. Gelin suyu arkasına doğru döker. Sacın üstüne basıp gider. (K.K.12) Derbent’te gelinin attan, arabadan ineceği yere bir tasın içinde su konur. Gelin tası tekmeleyerek suyu döker. (K.K.2)Gelin attan veya arabadan ineceği zaman ayağının altına koyun postu serilir. Postun üzerine sac ters kapatılarak ağzı yere gelecek şekilde konur. Sacın üstüne de bir tasın içinde su konur. Gelinin suyu devirmesi beklenir. Suyu deviremezse sözünü geçiremeyeceğine inanılır.(K.K.3) Gelin arabadan inerken koyun postuna basarak iner, koyun melek olarak kabul edildiği için gelinin huyu da melek gibi olsun diye koyun postu serilir. Keçi vs. diğer hayvanların postu serilmez.(K.K.7),(K.K.11)Gelin inerken kayınvalide veya kayınpeder tarafından “indirmelik” verilir. İndirmelik; koyun, kuzu, büyük baş hayvan, arsa, para, altın vb vaat edilmesidir. Gelin indikten sonra sacın üstünde nazara karşı üzerlik, acı söze karşı soğan kabuğu yakılır, gelin üstünden geçer. (K.K.12)Gelin gelirken kurban kesilir, kanından alınıp gelinin alnına sürülür. “Eve bir can geldi bir can gitsin” diye kurban kesilir. (K.K.11) Kurban her zaman bu tip ritüellerin içinde yer almaktadır. Gelinin kendi evine girmesi, yeni hayatın başlamasıyla ilgili en önemli adımlardan birisi kabul edilir. Yeni hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle bu aşamayla ilgili olarak da uygulamaların yoğunlaştığı görülür. Özellikle gelinin bahtının açık olması, yeni evine bağlanması, uğur ve bereket getirmesi, yumuşak huylu olması için birtakım pratikler uygulanır. Gelin evine girerken kapının eşiğinebazen de üstüne tereyağı sürer.(K.K.1),(K.K.10),(K.K.3) Gelinin kapıya tereyağı sürmesinin bir sebebi yağ gibi geçinsin, zorluk çekmesin, diğer sebebi de evinde dursun, sıvansın şeklinde açıklanmaktadır. Gelin evine girerken kaynanası su veya şerbet verir, gelin o şerbet veya sudan içer. Kaynanası suyun içine tükürür, gelin kendisine çeksin diye(K.K.1),(K.K.4).Gelin evine girerken de başından çerez ve şeker atılır.(K.K.5) Tükürme işlemi gizli olur, tükürdüğü belli edilmez. Tükürmeden

[267]

Derya Özcan

şerbet içiren de olur ve bu işlem yalnızca geline yapılır.(K.K.5)Şerbetin içine tükürme işleminin bir diğer türü de gelinin içeceği şerbete damadın, damadın içeceği şerbete gelinin tükürmesi şeklinde görülmektedir. Bunun sebebi de her ikisinin de birbirine söz geçirmesi şeklinde açıklanmaktadır. (K.K.13) içeceğin içine tükürmek, bir nevi ‘el verme’ işlemi gibi algılanabilir. İçeceği içenin diğer kişinin iyi huylarına sahip olması, onun huylarını alması neticesinde arada olması muhtemel sürtüşmelerin önünün alınması şeklinde yorumlanabilir. Türk aile yapısına bakıldığında özellikle kırsal bölgelerde evlenince gelinin kayınvalidenin evinde yaşamaya başlaması iki kadın arasında birtakım gerginliklerin yaşanmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle gelinin kendi evine girmesi aşamasında genelde kayınvalidenin de dâhil olduğu bazı pratikler göze çarpmaktadır. Uşak yöresinde gelin ile kayınvalidenin birbirine söz geçirme veya kendini ezdirmeme çabasına yönelik yukarıda sayılan pratiklere ek olarak başka örneklerle de karşılaşılmaktadır. Söz gelimi kaynana gelinin geldiği evin kapısında durup bir elini kapıya atar, gelin kaynananın kolunun altından geçerek evine girer. Bu kaynananın sözünü dinleyeceği anlamına gelir. (K.K.11) Gelin geldiği evin kapısını üç kez açar, kapatır. (K.K.13)Geline oklava verilir, gelin arkasını döner, başının üstünden üç kez oklavayı atar; kayınvalidesini vurmaya çalışır; vurabilirse gelinin üstün olacağına inanılır. (K.K.13)Gelin evine girerken bir tas su verilir, tası da başının üstünden arkaya doğru atar, suyun dökülmesi o eve bereket getireceği anlamına gelir, su gibi temiz, berrak bir evlilik sürmesi için bu işlem yapılır. (K.K.13) Nikâh ve gerdek evlenme ile ilgili iki önemli geçiş kabul edildiği için özellikle damadın büyüsel etkilere açık olduğu inancı yaygındır ki söz gelimi “bağlanma büyüsü” denilen büyü tekniği nikâhı kıyılan veya gerdeğe giren damadın geline yaklaşamaması amacıyla yapılmaktadır. (Örnek 2000: 204) Bu işleme ‘damadın bağlanması’ adı verilmektedir. Bu büyüden kurtulmak için de bazı önlemler alınmakta ve yine büyüsel pratikler uygulanmaktadır. Uşak yöresinde gerdek gecesi damat bağlanırsa, hocaya gidip kilit açılmadan bağlanan erkeğin bedeni açılmaz. Damadı bağlamasınlar diye evin etrafında dönülür, kaynana evin çevresinde dönerek nöbet tutar, evin etrafına kimseyi sokmazlar. Evden kilit alınmasın diye nöbet tutulur. Çünkü damadın evinden kilit alınıp da damat bağlanmaktadır. Ahırın veya evin dışındaki kapılı yerlerin asma kilitleri kontrol edilir. (K.K.6) Damat, kilitlendiyse kilitleyen kişi

[268]

Uşak Yöresinde Evlilikle İlgili Ritüel ve Büyüsel İçerikli Pratikler

açmadığı sürece gelinin yanına varamaz. 6 ay, 1 sene kilitli kalan olmuştur. (K.K.8)Damadın bağlanması işleminde başkası yapmasın diye bazen akrabadan biri usulen damadı kilitler, sonra açar. Önce davranarak başkasının kilitlemesine engel olunmaya çalışılır. Çünkü başkası kilitlerse düşmanlık için yapar; genelde kızda veya oğlanda gözü olan birisi, bazen de bir düşman kilitleyebilir. Kilit halen yapılır ve kesinlikle inanılır. Kaynak kişi bir akrabasını önlem amaçlı kilitlediğini ve unutup kilidi açmadan evine döndüğünü, damat gerdeğe giremeyince kilidin unutulduğunun anlaşıldığını belirtmiştir. (K.K.9) Damadı kilitlemek için bazen de ip düğümlenir, anahtar/kilit kilitlerler veya çakı/bıçak kapatırlar. (K.K.12)Kilit yapılırken 3 ihlâs 1 fatiha suresi okunur. Damat geline yaklaşamazsa hocaya gidip kilit açtırılır. (K.K.4)Bir asma kilit veya herhangi bir kapı kilidi damadı kilitleme amacıyla kilitlenip gelinin gittiği evin etrafına atılır. Gerdek gecesi damadın sağdıcı evin etrafında dolaşıp kilit arar, varsa alıp hocaya götürürler. (K.K.13)Damadı bağlamak için kilitleme dışında da işlem yapılır. Bağlama için ipe düğüm atılır, sadece düğümü atan kişi çözebilir veya hocaya çözdürülür. Bağlamada bir diğer işlem “bıçak yumma”dır. Damadın gelinin yanına yaklaşmasını engellemek için bıçağın keskin tarafı avucun içine gelecek şekilde bıçak avuç içine alınır. Buna ‘bıçak yumma’ denir. (K.K.13) Damadın kilitlenmesi büyüsel işlemlerin en belirginidir. Diğer işlemler bakarak damat bağlamanın bir büyü olduğu kabul edilmektedir. Düğün ertesi: Birçok bölgede olduğu gibi Uşak yöresinde de düğün yapıldıktan sonra da bir takım pratikler sürmektedir. Gerdek sonrası da diyebileceğimiz bu dönemde yine özellikle geline yönelik pratikler ön plana çıkmaktadır. Kızın çarşafına bakılır. Gelin bakire çıkmazsa erkek tarafı bir tutam çırayı yakıp gelini anasına teslim ederler. (K.K.6) Düğünün ertesi sabahı gelin gelinliğini tekrar giyer. Köyün kadınları toplanır. Bir erkek bir kız çocuk ellerinde tahta kaşıkla biri önden biri arkadan gelinin duvağını açarlar. Biri açar, biri kapatır. Bu işlem üç kez yapılır. Yüz açıp kapatmak yüzü güleç olsun diye yapılır. Bu işlemin köyün kadınları varken yapılması, herkese karşı güler yüzlü olması için, çocuklar tarafından yapılması ise çocuklu olması içindir. (K.K.13)Geline düğünün ertesi sabahı gelinliği giydirilir, oynatılır. Oynarken eline buğday verilir, bereketli olsun diye. (K.K.1)Düğünden sonra gelinin başına “çeki”

[269]

Derya Özcan

denilen örtü-bant takılır, yeni gelinlerin çekisi kırmızı olur, bir hafta kadar takılır. Çeki, beyaz tülbendin üstünden alına sarılan örtüdür.(K.K.7) SONUÇ: Birçok sosyal içerikli ilişkiyi düzenleyen, yöneten, denetleyen ve âdet adını alan çeşitli davranış ve alışkanlıklar vardır. Toplumsal yaşamın düzenli gitmesinde, kuralların uygulanmasında çeşitli âdetlerin etkili olduğu görülmektedir. Geçiş dönemleriyle ilgili kutlama ve kutsamalar, kız isteme, nişanlılık ve evlenme usulleri vb. durumlarda söylenecek söz, takınılacak tavır ve tutumlar âdetleri meydana getirmektedir. (Örnek 2000:124-125) İnsanlar genellikle âdetlerin yapılış veya ortaya çıkış amacını belli noktalarda anımsayamasalar bile artık yapılması bir noktada zorunlu hale gelen bu alışkanlık ve tutumlar uygulanmaya devam etmektedir. Her ne kadar eski yıllarda olduğu şekilde tüm uygulamalar devam etmese de insanlar özellikle geçiş dönemlerinde bu âdet ve geleneklere sadık kalmakta; bazı değişmelerle birlikte kültür kendini güncelleyerek yaşamaya devam etmektedir. Uşak’ta evlilikle ilgili âdetler halen uygulanmaya devam etmektedir. Ancak değişen toplumsal şartlar neticesinde eskiden düğünler üç gün sürerken şimdi iki güne inmiştir. Kız isteme, şerbet, nişan, kına, gelin alma, düğün ve düğün ertesi işlemler belli noktalarda zayıflama gösterse de devam etmektedir. Sayılan başlıklarla ilgili mutlaka yapılan bir pratik olduğu görülmektedir. Evlilik törenleriyle ilgili büyü adı altında toplanabilecek iki temel işlem olan ‘kısmet açma’ ve ‘bağlama’ kaynak kişiler tarafından büyü olarak kabul edilmektedir. Ancak damadın bağlanması biraz daha mizansen gibi algılanmakta, akrabadan birinin bu işlemi yapması, evin etrafında kilit aranması vs. korkutucu etkinin azalmasını sağlamaktadır. Kaynak kişilerin hepsi damadın bağlanması işleminin doğruluğuna inanmaktadır. Buna karşın kısmet açma işlemi belirgin bir büyü olarak algılanmaktadır. Genç kızın kendi veya ailesi tarafından yapılan tekke ziyaret etme, nişan kurdelesi alma gibi kısmet açıcı çözümler büyü gibi düşünülmemektedir. Hatta sözlü kaynaklar, kısmet açma gibi büyüsel niteliği açıkça bilinen pratikler hakkında konuşmaktan çekinmekte, günah olduğunu belirtmektedirler. Kendilerinin bilmediklerini, başkalarından duyduklarını söyleyerek konu hakkında bilgi vermekten bile çekinmektedirler. Evlilikle ilgili olarak gelinin yeni evine uyum sağlaması, uysal olması, kaynanasının sözünü dinlemesi, eşinin sözünü dinlemesi, doğurgan olması, bereket getirmesi gibi beklentilerden hareketle

[270]

Uşak Yöresinde Evlilikle İlgili Ritüel ve Büyüsel İçerikli Pratikler

yapılan pratiklerin kadına yönelik olduğu sonucu çıkmaktadır. Yeni evlenen erkekten bu anlamda bir beklenti yoktur. Erkekle ilgili en önemli uygulama bağlama büyüsüdür. Erkeğin eşine uyum sağlaması, itaat etmesine yönelik bir uygulama ile karşılaşılmamıştır. Kaynak kişiler eski yıllarda âdetlerin daha çok uygulandığını günümüzde ise zayıfladığını ve bundan duydukları üzüntüyü belirtmektedirler. Günümüz toplumsal koşulları içinde evlilik ile ilgili pratikler halen kendilerine bir yaşam alanı bulsa da değişikliklerden etkilendikleri şeklinde bir değerlendirme yapılabilir. KAYNAKÇA Sözlü Kaynaklar K.K.1: Leyla İNCİ, 74 yaşında, okuryazar değil, Uşak Derbent köyü K.K.2: Melek İNCİ, 39 yaşında, ilkokul mezunu, Uşak Derbent köyü K.K.3: Mesrure TAŞDEMİR, 55 yaşında, ilkokul mezunu, Uşak Derbent köyü K.K.4: Zehra SEVEN, 77 yaşında, okuryazar değil, Uşak Derbent köyü K.K.5: Zekiye GÜN, 80 yaşında, okuryazar değil, Uşak Derbent köyü K.K.6: Hamide GÜN, 82 yaşında, okuryazar, Uşak Derbent köyü K.K.7: Yeter YILDIRIM, 42 yaşında, ilkokul mezunu, UşakOvacık köyü K.K.8: Fadime YILDIRIM, 81 yaşında, ilkokul mezunu, Uşak Çamyuva köyü K.K.9: Hatice ÖZENÇ, 71 yaşında, ilkokul 3’ten terk, Uşak Aşağıkaracahisar köyü K.K.10: Fadime KAHRAMAN, 68 yaşında, ilkokul 3’ten terk, Uşak Aşağıkaracahisar köyü K.K.11: Perihan YILDIZ, 69 yaşında, ilkokul mezunu, Uşak, Çarıkköy K.K.12: Yeter BABER, 68 yaşında, ilkokul mezunu, Uşak Bozlar köyü K.K.13: Tenzile GÖK, 74 yaşında, okuryazar değil, Uşak Bekişli köyü Yazılı Kaynaklar Baran, A.G. (2005). "Türkiye'de Aile İçi İletişim ve İlişkiler Üzerine Bir Model Denemesi." HÜTAD 1, s:31-41. Bekki, S. (1996). “Türk Mitolojisi'nde Kurban” , Akademik Araştırmalar, Yıl I, Sayı 3, s. 16-28.

[271]

Derya Özcan

Boratav, P. N. (2013). 100 Soruda Türk Folkloru, Ankara: Bilgesu Yayınları. Çobanoğlu, Ö. (1999). Halkbilimi Kuramları ve Araştırma Yöntemleri Tarihine Giriş, Ankara: Akçağ Yayınları. Gökalp, Z. (2015). Türk Medeniyeti Tarihi, İstanbul, Ötüken Yayınları. Gökçe, B. (1996). Türkiye’nin Toplumsal Yapısı ve Toplumsal Kurumlar, Ankara: Savaş Yayınevi. Güvenç, B. (1996). İnsan ve Kültür, İstanbul, Remzi Kitabevi. Örnek, S. V. (2002). Türk Halkbilimi, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. Şenel, A. (1995). İlkel Topluluktan Uygar Topluma, Anlara, Bilim ve Sanat Yayınları. Yolcu, M.A. (2014). Türk Kültüründe Evliliğe Bağlı Tabu ve Kaçınmalar, Konya, Kömen Yayınları.

[272]

Lihat lebih banyak...

Komentar

Copyright © 2017 DOKUPDF Inc.